27 Temmuz 2010 Salı

Fotoğraflarla yaz.


KÖY...




Köyde bir anda gelen ilham sonucu ortaya çıkan tasarımlarımdan biri.



Bu görünen kuş yuvaları her sene artıyor.Hemde evin hertarafında,balkonların içlerinde,hele çatı tamamen kuşlara ayrılmış bir bölüm sanki.



Bu balkonun içindeki bir yuvadan...




Kuşların bize armağanı.Balkonların mermerlere boydan boya böyle.


Ama akşam olduğunda gelip alt balkondaki uydu kablosuna konup size eşlik ettiklerinde (ciddiyim biz muhabbet ettiğimizde onlarda ötüyor) yuvalarınıda pisliklerinide unutuyorsunuz...



YAZLIK...







Kurdum hamağı bahçeye,saatlerce ağaçlara ve bulutlara baktım...






Fotoğraf çektikçe rahatlyanlardanım sanırım...



Hele bulutları dondurmak...


Mj yazıyo sanırım görülüyordur.İsmimi heryere yazmaktan ne zevk alıyorum bilmiyorum?



Benim için tarihi sandal..

Bir Tatil

Tatile Balıkesirden gittik.Ama arabanın İstanbula gitmesi gerekiyormuş meğersem.Bursa civarlarında araba arıza yaptı ve bizde mecburi olarak Bursa'yı gezdik. Şikayetçi miyim hayırr :)




Tarihi Bursa İskendercisinde iskender yemeden Bursa gezilir mi ?



Daha sonra Ulu Cami. Hemen üstteki tablo seninle birlikte haraket ediyor.



Koskocaman çınar ağacının yarısını yolu genişletmek için kesmişler ve üstünede "doğal anıttır kesilmez" yazmışlar. İronik...




Süm'le birsürü yelpaze aldık.



Bursa'nın çarşılarından birisi...






Geldik en ilginç olaya.Adam otuyazısını görünce


ŞAK-ŞAK-ŞAK


beynimde bu üç sahne canlandı.Ardından Sena'nın Yıldız Tozu kitabından aldığı Gökçe'nin bestelediği şiir geldi aklıma;

Hagi giiit kayan bir yıldız yakala,
Adam otundan çocuk yapmayı bir deneeee...

Fotoğraflarda görülen o ağaç gibi şeyin iç kısmını bıcakla kazıyor ve neren ağrıyor ise oraya sürüyorsun ve hokus pokus geçiyor...




Süm'le alıp elimize sürdük.Akşama kadar yandı,sürdüğümüz yer kıpkırmızı oldu.Alternatif tıp(ağh)



.


.


.
Ardından sağ salim tatil köyüne ulaştık...



Kuşlardan burdada kurtuluş yok balkonda borunun üstüne yaptıkları yuva...





Sabah uyandığımda gördüğüm manzara...(Saat sekiz civarları)

Bu ise aynı manzaranın akşam versiyonu.





Plaj.kızgın kumlar serin sular falan...





Hmm. Bu özel bir kuruyemiş plajda tanıştığım bir arkadaş getirmişti. İçinde buğday,"haşhaş",ceviz ve fındık var. Aşırıya kaçarsanız çarpıyor.


Bu dönüş yolu ve enfes manzarası...


Oscar goes toooo MJ...

20 Şubat 2010 Cumartesi

Kahve Festivali '10



Eveet artık bizimde Kahve Festivalimiz var.

19-21 Şubat arasında 1001 Direk Sarnıcı'nda gerçekleşen Türkiye'nin ilk kahve festivalinde kahveseverlerle buluştum :)










Süm'le beraber gittik.1001 Direk Sarnıcı ve Yerebatan Sarnıcını Süm aynı mekan zannetiğinden ve ilk Yerebatan Sarnıcına girip festival falan göremediğimizden öncelikle Yerebatan Sarnıcını japon turistler eşliğinde güzelce gezdik.Bol bol fotoğraf çektik.Gözlerine bakanı taşa çevirdiğine inanılan yılan saçlı, keskin dişli, dişi canavar Medusayı görmeden de geçmedik tabii ki.



1001 Direk Sarnıcına girdiğimizde ise muhteşem kahve kokusuyla karşılaştık. Derin derin soludum taze kahve kokusunu kapalı çarşıya her gidişimde Kurukahveci Mehmet Efendi'nin önünden geçerken ki gibi.. Hemen elimize iki kupa kahve alıp gezmeye başladık. İkram edilen çikolataların tadı harikaydı.Bir kutu kendime aldım.Süm'de babasına puro şeklinde olanlardan aldı.Tadları gerçekten harikaydı.Türk Kahvesi Yarışması'na yetiştiğimizi gördük ve birazda orda oyalandık.İlk yılı oldugundan ve sanırım basında fazla yer bulamadığından (ya da ben öyle sandığımdan) çok kalabalık değildi.



Girişte bizi Utku Özden Odman'ın “kahVesaire telVesile” adlı resim sergisi karşılamıştı.Altta bulunan tabloları Odman malzemesi telve olan şekilleri, fotoğraf odaklı görüntüleri ile farklı bir boyuta taşımış. İlk resim en güzellerindendi...



Çeşit çeşit kahve alıp Festivali sonlandırdık.Baktık hava güzel gece çökmemiş.Beyazıt'a uğramadan geçmenin haksızlık olacağı kanısına vardık.Uzun zamandır gitmek istiyordum zaten.Sahaf kokusu almayalı hayli olmuş...




LinkWithin